Halluks Valgus Nedir?
Halk arasında baş parmakta kemikte çıkıntı olarak isimlendirilen Halluks Valgus hastalığı aslında ayakta yeni bir kemik oluşumuyla değil tarak kemiğinin ayağın iç kısmına dönerek baş kısmının dışarıda daha belirgin hale gelmesiyle karakterize bir hastalıktır. Bu hastalık daha çok kadınlarda görülür ve ortalama her üç dört kadından bir tanesinde Halluks Valgus rahatsızlığı söz konusudur.
Halluks Valgus Neden Olur?
Halluks Valgus’un ortaya çıkmasında birçok faktör olmakla birlikte en önemli faktör ayaktaki bir basma bozukluğudur. Yani basma sırasında ayakta problem varsa Halluks Valgus ortaya çıkar. Bu hastaların çoğunda çeşitli derecelerde ya düz tabanlık ya da tam tersine ayağın iç kısmındaki kavisin normalden yüksek olduğu Pes Cavus durumu söz konusudur. Bu durum ayakta kaldığımızda baş parmağın dışa doğru dönmesini tarak kemiğinin de ayak iç kısmına doğru dönmesine sebep olur. Bu dönme sonucunda birinci tarak kemiği ile ikinci tarak kemiği arasındaki açılanma artar ve Halluks Valgus ortaya çıkar. Kadınlarda sık görülür. Onun dışında genetik yatkınlık söz konusudur. Ailede varsa, Halluks Valgusun ortaya çıkma ihtimali yüksektir. Günlük yaşantıda kullanılan yanlış ayakkabı seçimleri, özellikle yüksek topuklu ayakkabı, dar burunlu ayakkabı özellikle ayakta basma bozukluğu da varsa olayın daha çabuk ortaya çıkmasına ve daha hızlı ilerlemesine sebep olabilir.
Halluks Valgus Tedavisi Nasıldır?
Halluks Valgus tedavisinde en önemli konu ayağın basma bozukluğunun ortadan kaldırılmasıdır. Eğer erken dönemde yakalanırsa ve basma bozukluğu da düzeltilebilirse ilerleme durdurulabilir, en azından çok çok yavaşlatılabilir. Şayet tedavi edilmezse ve yanlış ayakkabı kullanımı devam ederse deformite ilerlemeye eğilimlidir. Ne kadar süre içerisinde ilerleyeceği konusunda bir söz vermek söz konusu değildir. Kimi hastada bir iki yılda çok hızlı ilerlerken bir grup hastada da sekiz yıl on yıl hiç değişmeden olduğu gibi kalabilir. Ancak ilerlediğinde, baş parmak dışa doğru döndüğünde, yanındaki parmakları da itmeye başlayacağı için ikinci, üçüncü hatta dördüncü parmakta çekiç parmak denilen ve ayakkabı giyimini son derece güçlendiren ayak parmaklarında bükülmeyle karakterize bir rahatsızlığa sebep olabilir. Bu dönemde tedavi gerçekten daha zorlaşır. Başlangıç döneminde yakalanan Halluks Valgusta basit bir ameliyatla, örneğin bir yumuşak doku ameliyatıyla ya da yumuşak doku ameliyatına eklenmiş basit bir kemik ameliyatıyla olay çözülebilecekken hastalık ilerlediğinde ayaktaki iki ya da üç kemiğe müdahale etmek zorunda kalınabilir. Küçük parmaklardaki deformiteleri düzeltmek için onlara da müdahale etmek zorunda kalınabileceği daha ciddi ameliyatlara neden olabilir.
Halluks Valgus Ameliyatı Sonrası
Ameliyat sonrasında, yapılan ameliyat tekniğine göre normal yaşantıya dönüş süresi farklılık gösterebilir. Basit, başlangıç döneminde yakalanmış, yumuşak doku ve tek kemik osteotomisiyle düzeltilmiş bir ameliyatta 6 hafta içerisinde spor ayakkabı giyer duruma gelirken çok ilerlemiş bir Halluks Valgusta, çoklu osteotomi yapılması gereken bir Halluks Valgusta bu süre, normal bir ayakkabı giyme süresi 4 -6 aya kadar uzayabilir. Normal şartlarda, erken ya da orta evrede yakalanmış bir Halluks Valgus vakasında yapılan bir ameliyat sonrasında özel bir ayakkabı kullanarak hasta ertesi gün ayağa kaldırılır. Ancak ilk 3 hafta içerisinde bu ayakkabıyla da olsa sadece günlük yaşantıda yapması gereken işleri; tuvalete gitmek, evin içinde dolaşmak gibi aktivitelere izin verilir. 3.haftadan sonra özellikle masa başı bir işi varsa iş yerine gitmesine izin verilebilir. Daha ağır ameliyatlar yapılmak zorunda kalınan, birtakım özel platinlerin kullanıldığı hastalarda bu süreç biraz daha uzun olabilir. Hatta çok ileri Halluks Valgus vakalarında müdahale sonrasında özel botlar, birtakım alçı atelleri yapılıp, hastanın hiç üzerine basmasına izin verilmeyen durumlar da söz konusu olabilmektedir.
Toplumda çok sık rastlanan sorunlardan biri olan bel ağrısı bisiklet kullanıcılarının da sıklıkla muzdarip oldukları bir sorundur.
Norveçli bilim adamlarının (ki genelde bu araştırmaları İsviçreli bilim adamları yapar) 116 profesyonel yol bisikletçisi üzerinde yaptıkları çalışmada, bu sporcuların %94’ünde aşarı yüklenmelere bağlı çeşitli problemler tespit edilmiş Sorunlu sporcuların %45’inde bel ağrısı şikayeti olduğu tespit edilmiş.
Değişik araştırmalarda ciddi bisiklet kullanıcılarının %68’inde bel ağrısı şikayeti olduğu rapor edilmektedir.
Bu sorunun sebeplerini 2 ana başlık altında irdeleyebiliriz:
Sporcunun daha önce yaşamış olduğu ve bel omurgalarında bozukluklara yol açan bel rahatsızlıkları (örneğin; bel fıtığı, romatizmal hastalıklar gibi) olması bisiklet kullanımı sonucu tetiklenebilir. Bu sorunları organik sorunlar olarak adlandırabiliriz. Bisiklet üzerinde duruş şekli “normal biyomekanik özelliklerini kaybetmiş omurga” üzerine aşırı yük bindirerek sıkıntılara yol açabilir. Bel kaslarınızın zayıf olması, yeteri derecede esnek olmaması diğer sebeplerdir.
Şayet ikinci madde olarak anlatacağımız bisiklet seçimine bağlı tetikleyici sebepler söz konusu değilse sporcunun tıbbi olarak tam bir değerlendirmesini yapmak, gerekirse radyoloji tetkikler ile sorunu bulmak ve buna yönelik çözüm üretme gerekir.
Bisiklet seçiminde yapılan yanlışlıklar sonucu sebepler, ki daha sıklıkla sorun buna bağlıdır. Bu basamakta ağrının sebeplerini değişik başlıklar altında inceleyebiliriz.
Amaca uygun olmayan bisiklet seçimi:
- Sele borusu uzunluğu
- Üst boru uzunluğu
- Alın borusu açısı
- Sele borusu açısı
- Ön çatal offset
- Çeki borusu
- Jant merkezleri arası
- Alın borusu uzunluğu
Öncelikle nerede bisiklet kullanacağınıza karar vermeniz ve ona uygun bisiklet almanız gerekir. Formula pistleri için dizayn edilmiş ve üretilmiş bir otomobil ile Yedigölleri gezemeyeceğiniz gibi incecik lastikli bir yol bisikletiyle Belgrad ormanlarında da dolaşamazsınız. Bu tip bir bisiklet vücudunuzun alacağı şekil, omurganız üzerine düşen biyomekanik güçler o turun henüz başlarında size bel ağrısı olarak geri dönecektir. Ayrıca kullanacağınız bisikletin ön ve/veya arka amortisörlerini olması özellikle bel bölgenizin daha az darbe almasını sağlayacaktır.
Doğru kadro geometrisini seçmek: Herkesin bacak boyu, kol uzunluğu, bel omurgalarını hareketliliği farklıdır. Dolayısıyla sizinle aynı boydaki arkadaşınızın kullandığı son derece pahalı karbon bisikletini denediğinizde sizin beliniz için son derece konforsuz gelebilir. Bu sebeple firmalar hangi kategoride olursa olsun değişik özelliklerde bisiklet kadroları üretirler. Burada amaç değişik sele borusu boyu ve açısı, üst boru uzunlu, alın borusu uzunluğu ve açısında değişiklikler yaparak farklı anatomik özelliklerdeki kullanıcılar için alternatif geometriler yaratmaktır. Bu farklılıklar tabii ki bisikletin çevikliğini ve manevra kabiliyetlerini de değiştirmektedir. Teknik anlamda kadro geometrisinde değiştirilebilen çok değişik uzunluk ve açılarda komponentler bulunmakla birlikte özellikle üst borusu kısa, gidon boğazı kısa ancak açısı yüksek bisikletler bel üzerindeki yükü azaltarak daha konforlu bir sürüş sağlar. Sele Yüksekliği ve sele açısı, sel önüne ve arkasına yakın oturma gibi faktörler hem kalça hem de bel üzerine yansıyan yükler üzerinde etkilidir.
Bisiklet kadro boyunun uygun olması: Hakverirsiniz ki 1.90 boyundaki bir bisikletçiyle enim gibi 1.71 boyunda bir bisikletçi aynı boyutta kadro kullanamaz. Şayet kullandığınız kadro size uygun değilse ister istemez öne daha çok eğilecek, kamburunuzu daha çok çıkaracak ve belinize fazladan yük bindireceksiniz. Dikkat etmezin gereken önemli noktalardan birisi de alacağınız bisikletin markasına göre kadro boyutları değişiklik gösterebilir. Bu nedenle o markanın kullanıcı boyu kadro büyüklüğü ile ilgili tablolarına bakmanızda yarar var. Çünkü satıcılar ellerindeki bisikleti size verebilmek için yanıltıcı davranabilirler.
Sonuç olarak bisiklet bindikten sonra tetiklenen bel ağrısının sebebi belinize ait rahatsızlıklardan, bel kaslarınızın zayıflığından, belinizin esnekliğinin kısıtlı olmasından kaynaklanabileceği gibi yanlış bisiklet seçiminden de olabilir. Özellikle zayıf ve esnek olmayan kaslara bağlı ağrılar çok çeşitli egzersizlerle çözümlenir.
Ancak bu egzersizlerin size uygun olanını doktorunuz tavsiye etmelidir. Çünkü bazı egzersizler, özellikle ağrının sebebi bel fıtığı ise yarar yerine zarar verebilir. Şayet günlük yaşantınızda, bisiklet binmekten bağımsız olarak bel ağrısı çekiyorsanız, gece bel ağrınız oluyorsa mutlaka bir uzmana başvurarak altta yatan sebebi bulmanız gerekir.
Kaynak: thebikemag.com
Küçükçekmece Belediyesi’nin düzenlediği “sporcu ve eklem sağlığı” söyleşisinin davetlisiydik. Dr. Haldun Seyhan ile birlikte yüzlerce sporsevere spor yaparken sağlığımızı nasıl koruyabileceğimizi anlattık. Küçükçekmece Belediyesi’nin hazırladığı gecenin özeti şöyle:
Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen “Sporcu ve Eklem Sağlığı’’ konulu söyleşide uzman konuklar, spor sakatlanmaları ve korunma yöntemleri ile ilgili bilgiler verdi. Spor, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası. Ancak, sporu doğru aletlerle doğru zamanda doğru şekilde yapmak gerekiyor. Spor yaparak form tutmak, vücudunu korumak ve güzelleşmek isteyenlerin sayısı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek artarken, bilinçsiz spor yapmanın faturası da ağır oluyor.
SPOR YAPARKEN DİKKAT!
Yazar Emrah Güçlü moderatörlüğünde Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen söyleşi programında, Op. Dr. Müjdat Ök, Op. Dr. Haldun Seyhan, milli sporcular ve profesyonel triatlet olan İpek Onaran ve Göksen Çınar, dinleyicilerle spor yaparken dikkat edilmesi gerekenleri paylaştı.
‘’HAFTA SONU SAVAŞÇISI OLMAYIN’’
Dinleyicilere eklem sağlığı hakkında bilgiler veren Op. Dr. Haldun Seyhan, “Eklem dostu besinlerin alımı çok önemlidir. Özellikle eklem onarımı yapan besinler tüketin. Abartılı egzersiz yapmamaya özen gösterin. Hafta sonu savaşçısı olmayın. Yani sadece hafta sonu değil, haftanın belirli günlerinde planlı ve programlı spor yapın. Bilinçsiz spor yaptığınız zaman en çok eklemlerinize zarar verirsiniz’’dedi.
‘’KENDİNİZE UYGUN BİR BİSİKLET SEÇİN’’
Bisiklet kullanırken dikkat edilmesi gerekenler konusunda konuşan Op. Dr. Müjdat Ök ise “Bisiklet seçiminize dikkat etmeniz gerekiyor. Nerede hangi bisikleti kullanmanız gerektiğini bilmelisiniz. Özellikle eklemlere ve kaslara zarar vermemek açısından bisikletin vücudunuza uygun olması gerekiyor. Bisiklet kullanırken zorlayıcı bir başlangıç yapılmamalı. Vites ayarını ise kendinize göre yapmalısınız yoksa eklemlerinizi çok zorlarsınız’’dedi.
‘’KAZANAMAYIN AMA MUTLAKA DENEYİN’’
Dinleyicilere dikkat çeken tavsiyelerde bulunan milli sporcu İpek Onaran da ‘’Spora başlamak isteyenlere tek tavsiyem isteklerinizi sakın bırakmayın ve mutlaka hayallerinizin peşinden koşun. Yapamayın, kazanamayın ama mutlaka deneyin önemli olan denemenizdir. Her zaman yapabileceğinize ve başarabileceğinize inanın. Spor yaparken programlı bir şekilde ilerleyin’’ diye konuştu.
‘’SPOR YAPARKEN, ACIKMADAN YİYİN, SUSAMADAN SU İÇİN’’
Küçükçekmece Kürek Tesisleri’nde uzun yıllar spor yaptığını söyleyen milli sporcu Göksen Çınar ise “Sporun bir numaralı kuralı acıkmadan yemek ve susamadan su içmektir. Yarışlarda sıvı tüketimi çok önemlidir. Vücudunuzdaki karbonhidrat ve protein dengesini çok iyi sağlamanız gerekiyor. Özelikle antrenman sonrası karın boşaldığı için karbonhidrat depolarını doldurmanız gerekiyor’’ dedi.
Kaynak: Küçükçekmece Belediyesi
Su bütün vücut ağırlığını kaldırır. Bu yüzden yüzme, özellikle ayak bileği, diz ve kalça gibi yük taşıyan eklemlerin üzerine hiçbir baskı yapmadan kasları çalıştırabilen bir spordur. Eklemlerin üzerine yük binmesi kıkırdak harabiyetini ve kireçlenmeyi arttırır. Bu gibi sorunları olan kişilerin yürüme ya da koşma gibi spor aktivitelerini uzun ve sık yapmaları mümkün olmayacağından dolayı onlar için en ideal spor yüzmedir.
Yüzme, omurga çevresindeki kaslar için çok etkili bir egzersizdir. Aynı anda birçok kas grubunu çalıştıran sporların başında gelir. Örneğin bisiklete binen bir kişi sadece bacak kaslarını çalıştırırken yüzen bir kişi bacak, omurga, omuz, kol gibi birçok kası aynı anda çalıştırır.
Yüzmenin yararları sadece kaslar üzerinde sınırlı değildir. Aynı zamanda terapi özelliği de olan yüzme, sakinlik ve rahatlama hissi de yaratır. Bunun dışında birçok egzersizden daha az efor sarf ederek daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Eğlenceli bir aktivite yaparak kilo kontrolünü sağlamak yüzme ile mümkündür.
Yüzerken Bunlara Dikkat Edin
- Boyun fıtığı hastalarının yüzme sporunu gerçekleştirirken daha dikkatli olmaları, doktorlarının yönlendirmelerine göre hareket etmeleri gerekir.
- Keza omuz sorunları olan kişiler de aynı şekilde dikkat etmelidirler. Yüzme, omuz ve boyun kaslarına doğrudan fayda sağlayan bir spor olsa da bu gibi sorunları olan kişilerin bu spora başlamadan önce doktora danışmaları gerekir.
- Havuz çevresinde kaygan zeminden dolayı düşme tehlikesi olabilir. Böyle bir durumda ciddi sakatlanmalar meydana gelebilir. Kaş yaparken göz çıkarmamak adına bu konuda da dikkat etmek ve önlem almak yararınıza olacaktır. Kaymaz tabanlı terlik ya da ayakkabı tercih etmek basit ve etkili bir tedbir olacaktır.
- Profesyonel bir atlayışçı değilseniz yüksekten suya atlamamalısınız. Ters bir durumda felç kalma riski olduğunu unutmamalısınız.
- Bir diğer konu da hijyen koşullarıdır. Denizde ve özellikle havuzda hijyen koşullarının elverişsiz olması birçok enfeksiyon hastalığına davetiye çıkarabilir. Bu hastalıkların başında özellikle kadınlarda görülen idrar yolu enfeksiyonları gelir.
Özellikle çalışan kadınlar topuklu ayakkabıları fazlasıyla tercih ediyor. Ancak bu tarz ayakkabılar birçok hastalığa ve şikayete de yol açıyor. Sivri burunlu ve topuklu ayakkabı kullanmakta güçlük çeken kadınlar daha rahat olduklarını düşündükleri babetlere yöneliyor. Topuklu ya da babet fark etmez; bu tarz ayakkabılar insanın ayak anatomisine uygun değildir ve çeşitli ortopedik sorunları beraberinde getirir.
Topuklu ve sivri burunlu ayakkabıların neden olduğu ve en sık şikayette bulunulan hastalık halluks valgus’tur. Ayak başparmağı çıkıntısı olarak da bilinen bu hastalık ayak başparmağının tarak kemiği ile eklem yaptığı bölgede, ayağın iç tarafında ağrılı bir kemik çıkıntısının oluşması ve ayağın tarak bölgesinin genişlemesi ile kendini belli eder.
Topuklu ayakkabılar ağırlık merkezini öne doğru ittiği için bel, sırt, diz ve bacak ağrılarına da sebebiyet verebilir.
Babet ayakkabılar ise tüm vücut ağırlığını topuklara kaydırdığı için bilekte, topuklarda ve ayaklardan yukarıya doğru gelip kalçalarda toplanan ağrılara; ayak tabanında yayvanlaşmaya, kemik çıkmasına ve düztabanlık gibi deformasyonlara neden olabilir.
Eğer bu tarz ayakkabılardan vazgeçemiyorsanız bacak ve ayak egzersizleri yaparak kaslarınızı güçlendirmeniz faydalı olabilir. Ayaklarınıza masaj yapmayı ihmal etmeyin. Her gün, elinizi kullanarak ayağınızın taban çukuruna dairesel hareketlerle hafif baskı uygulayarak masaj yaparsanız hem ayaklarınızı dinlendirmiş hem de ayak sağlığınızı korumuş olursunuz.
Ayak bileğini rahatlatan ve ön bacağı çalıştıran hareketler de topuklu ayakkabıların yol açtığı rahatsızlıklara karşı önlem olabilir:
Düz bir zeminde ayaklarınızı dümdüz uzatarak oturun. Sırtınızı düz tutmaya gayret ederek ayaklarınızı bilekten kırarak yukarı aşağı 10 kez oynatın. Bunu yaparken ayaklarınız yerden hafifçe kalkık olsun. Bileklerinizi yukarı doğru kırdığınızda baldır kaslarınızın, aşağı doğru kırdığınızda da ön alt bacak (kaval kemiği) kaslarınızın çalıştığını hissedin.
Pozisyonu koruyarak havluyu ya da bir kemeri önce sağ ardından sol ayağınızın tabanının altından geçirerek, ayağınızı hafifçe yerden kaldırın ve kendinize doğru çekin. 20-30 saniye bu pozisyonda tutup bırakın.
Aynı pozisyonda ayak parmaklarınızı serçe parmağınızdan başlayarak baş parmağınıza doğru tek tek açarak sanki bir topu ayak parmaklarınızla kavramaya çalışın.
Ortopedi muayenehanemizin anlaşmalı olduğu özel sağlık sigortası şirketleri:
Allianz Sigorta
Axa Sigorta
Groupama
Demir Hayat Sigorta
Mapfre
Ergo Sigorta
Anadolu Sigorta
Türkiye İş Bankası
Yeni anlaşmalar yaptığımızda sayfamıza ekleyeceğiz.
Diğer sağlık sigortası sahibi hastalarımız ödedikleri ücretin tamamını fatura karşılığında sigorta şirketinden alabilirler.
Artroskopi tekniği, ortopedide son zamanlarda çok sık yapılan bir cerrahi işlemdir. Kapalı ameliyat yöntemi olan artroskopinin açık ameliyata göre birçok avantajı vardır. Küçük bir kamera ile eklem içi dokuların değerlendirilmesi, çok açık ve net bilgi verilmesine yardımcı olur. Tedavide olduğu kadar teşhis için de çok faydalı bir yöntemdir. Artroskopi, diz kapağı kenarından çok küçük bir giriş yardımı ile yapılır. Açılan kesinin çok küçük olması hem yaranın minimal ve estetik olmasını sağlayacak hem de iyileşme sürecini hızlandıracaktır. Bu küçük girişten özel kamera yerleştirilir ve monitörden görüntü alınır. Alınan görüntü ile menüsküs, ön çapraz bağ, arka çapraz bağ gibi diz içi tüm anatomik yapılar detaylıca incelenir.
Bu yöntemle birlikte tüm hasarlı yapılar tamir edilebilir veya ortadan kaldırabilir. Artroskopik cerrahiye karar verildiyse doktor öncelikle hastayı genel sağlık yönünden değerlendirerek anesteziye hazırlar. Genellikle ameliyat günü taburcu olunur ya da bir gece hastanede kalınır. Hastalar çoğunlukla ameliyat sabahı hastaneye gelir ve operasyon gecesinden önce herhangi bir şey yiyip içmez.
Artroskopi en sık; yırtık menüsküslerin tamirinde ve ortadan kaldırılmasında, yırtık ön çapraz bağ tamirlerinde, hasarlı eklem kıkırdak tıraşlamaları ve kıkırdak nakil işlemlerinde, eklem içi serbest kıkırdak ve kemik parçalarının alınmasında, iltihabi sinavial dokuların ortadan kaldırılması ve gergin bağların gevşetilmesinde tercih edilir.
Diz artroskopisi, iyileşme süreci ve estetik yara izi gibi avantajların yanı sıra ameliyat sonrasında daha az ağrı duyulması ve enfeksiyon kapma riskinin az olması nedeniyle de çok tercih edilir.
Diz kireçlenmesi tedavi yöntemleri hastalığın seviyesine göre belirlenir. Kireçlenmeyle oluşan kıkırdak harabiyetleri geri döndürülemez. Ancak hafif düzeyde kireçlenme mevcutsa ilerlememesi için önlemler alınabilir. Öncelikle basit yöntemlerle hastanın hayat standartlarını düşürmeden uygun tedaviler uygulanır. Yapılan tüm bu tedaviler sonucunda başarı elde edilememişse diz protezi ameliyatına gerek duyulur.
Kilo Vermek
Diz kireçlenmesinin en önemli nedenlerinden biri aşırı kilodur. İdeal kilolarının üstünde olan hastalar diyetisyen kontrolünde kilo vermeye çalışabilir. Birden kilo vermek için uğraşmaya gerek yoktur. Kireçlenme yavaş ilerleyen bir hastalıktır; bu yüzden zayıflamak için acele edilecek bir durum yoktur. Verilen her 5 kilo dizlerin üzerinden yaklaşık 20 kiloluk yükün azalmasını sağlayacaktır.
Fizik Tedavi
Fizyoterapi hemen hemen tüm fiziksel sorunlarda uygulanan bir tedavi yöntemidir. Eğer kireçlenme yeni başlamışsa diz kapağı altında yer edinen kireçlenmelerde fizik tedavi ve rehabilitasyon çok etkili bir yöntem olabilir. Hastalık ilerledikçe fizik tedavi eskisi kadar etkili olmamaya başlayacaktır.
İlaç Tedavisi
İlaç tedavisinde birinci tercih ağrı kesicilerdir. Basit ağrı kesiciler özellikle başlangıç dönemlerinde oldukça etkilidir. Kullanacağınız her ilaçta en önemli nokta yan etkileridir. Bu nedenle hiçbir ilacı doktorunuza danışmadan kullanmamalısınız. Aksi takdirde daha vahim sonuçlar ortaya çıkabilir.
Eklem İçi Enjeksiyonlar
Eklem içi kıkırdağa destek olmak amacıyla hyaluronat enjeksiyonları yapılabilir. Bu enjeksiyonların etkinliği hastalarda farklılık gösterebilir.
Diz Protezi
Dizdeki kireçlenme ileri derecedeyse, eklem kıkırdakları tamamen yok olmuşsa, ağrılar istirahat halindeyken bir geçmiyorsa veya yapılan tüm tedavi yöntemleri sonuç vermediyse diz protezi ameliyatı gereklidir. Dizdeki eklem yüzeylerinin bir operasyonla alınmasının ardından metal ve plastik parçalar yardımıyla kaplanması işlemine diz protezi denir. Diz protezi ilaç, fizik tedavi ve diz içi enjeksiyonla yakınmalardan kurtulamamış diz artroskopisinden ya da yönlendirme ameliyatlarına cevap vermemiş kişiler için doğru bir seçenek olacaktır.
Dizdeki eklemler aşınma sebebiyle zaman içerisinde ağrıya sebep olurlar. Diz protezi ameliyatında bazı metal bileşenlerle yeni bir diz eklemi yapılır. Bu ameliyatla birlikte hastalar ağrılarından kurtulurlar. Ancak ameliyattan sonra dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.
Yürüteç Kullanımı
Ameliyatın ertesi günü hasta kendini iyi hissediyorsa yürüteç kullanarak yürüyebilir. Dikkat edilmesi gereken husus bacakların bükülmemesidir. Özellikle klozete otururken bacaklar bükülmeden oturulmalıdır.
Dinlenme
Ameliyattan sonra hastanede yatış süresi değişebilir. Doktorunuz hastanede yatmanız gerektiğini söylüyorsa mutlaka bu talimata uyun ve dinlenmeye özen gösterin.
Egzersiz
Ameliyatın ardından kasların güçlenmesi için egzersizlere başlanılmalı, diz fonksiyonları tamamen geri kazanılana kadar bu egzersizlere devam edilmelidir.
İlaç
Ağrıların gidermek, önlemekten daha zordur. Bu nedenle doktorunuzun ağrılarınız için verdiği ilaçları egzersizlere başlamadan yaklaşık yarım saat önce almanız daha yararlı olacaktır.
Banyo
Ameliyattan 2-3 hafta sonra dikişler alınır ve banyo yapılabilir. Banyo yapılması için dikişlerin alınması beklenmelidir. Ortalama 6 hafta sonra da dizin tüm fonksiyonları geri kazanılır.
Yürümek
Bazı hastalar protezin varlığını 3-6 ay boyunca hissedebilir. Aynı şekilde dizlerdeki şişlikler de belirli bir süre devam edebilir. Fakat azimli bir şekilde egzersizlere, diz bükme çalışmalarına devam edilirse 1,5 aydan sonra rahat bir şekilde yürümeye başlanabilir.
Ön çapraz bağ, diz ekleminde femur ve tibia kemiklerinin birbiriyle bağlandığı yapılardandır. Dizin doğru şekilde görevini yerine getirebilmesi için çok önemli görevi olan bu bağ, tibia adı verilen kemiğin yer değiştirmesini önler.
Sporcu hastalıkları arasında yer alan ön çapraz bağ sakatlanması sporcuların 6 ay ve bazen daha da uzun süre spordan uzak kalmasına neden olabilir. Ön çapraz bağ sakatlanmalarının etkisiyle menisküste ve yan bağlarda da yaralanmalar görülebilir.
Ön çapraz bağ yaralanmaları çoğunlukla sabit ayak üzerinde ani dönme eylemi sırasında meydana gelir. Genellikle sporcunun kendisinin yaptığı bir hareket esnasında gerçekleşmektedir. Şöyle açıklayalım; futbolcu şut çekmek için ayağını kaldırdığında dengeyi sağlamak için yerde sabit duran bacağındaki bağ yırtılır. Tabi temassız olduğu gibi doğrudan dize gelen darbeler, yüksekten düşme ve trafik kazaları da ön çapraz bağ yaralanmalarını meydana getirebilir.
Ön çapraz bağ sakatlanması yaşayan bazı kimseler yırtılma esnasında dizde kopma sesi duyduklarını söylerler. Böyle bir belirti durumunda zaman kaybetmeden dize buz uygulaması yapılması, elastik bandajla dizin sarılması gerekir. Bu işlemler şişlik ve ağrının azalmasına yardımcı olacaktır. Hastalığın tedavisi özellikle genç hastalarda genellikle cerrahidir. Günümüzde artroskopi tekniğinin de ilerlemesiyle ön çapraz bağ ameliyatları oldukça konforlu ve güvenlidir. Küçük deliklerden girilerek kamera yardımıyla hasar izlenir ve tedavisi gerçekleştirilir. Bu kapalı yöntem sayesinde küçük yara izi, hızlı iyileşme ve daha az ağrı hissetme imkanı sağlanır.